Bilinçaltı Kapısı Logo
Bilinçaltı Kapısı Emre Demirbilek Dönüşüm Kolaylaştırıcısı
MASTER MAKALE · 19 DK. OKUMA

Bilinçaltı Nedir?

Düşüncelerimizi, Duygularımızı ve Davranışlarımızı Nasıl Etkiler?

Giriş

Neden bazı alışkanlıklarımızı değiştirmek bu kadar zor gelir?

Aynı tür ilişkilerin içinde kendimizi tekrar tekrar bulmamızın nedeni ne olabilir?

Bazen istemediğimiz hâlde aynı tepkileri vermemizin, benzer kararları almamızın veya bizi zorlayan düşünce kalıplarına geri dönmemizin arkasında ne vardır?

Bu soruların tek bir cevabı olmasa da, birçok kişi bu durumları anlamaya çalışırken bilinçaltı kavramıyla karşılaşır.

Son yıllarda bilinçaltı; kişisel gelişimden psikolojiye, eğitimden nörobilime kadar birçok farklı alanda sıkça konuşulan bir konu hâline geldi.

Ancak bu popülerlik, beraberinde bazı yanlış anlaşılmaları da getirdi.

Kimi zaman bilinçaltı, yaşamımızdaki her şeyi tek başına yöneten gizemli bir güç gibi anlatılır.

Kimi zaman ise tamamen bilim dışı veya gerçeklikle ilgisi olmayan bir kavrammış gibi değerlendirilir.

Oysa gerçek tablo bundan çok daha dengelidir.

Bilinçaltı; düşüncelerimizi, duygularımızı, alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı etkileyebilen zihinsel süreçleri anlamaya yardımcı olan önemli bir kavramdır.

Yaşam boyunca edindiğimiz deneyimler, öğrendiğimiz davranışlar, tekrar eden alışkanlıklar ve birçok otomatik süreç bu kavramla birlikte ele alınabilir.

Elbette insan davranışlarını yalnızca bilinçaltıyla açıklamak mümkün değildir.

Genetik özelliklerimiz, içinde bulunduğumuz çevre, yaşam deneyimlerimiz, biyolojik süreçlerimiz, bilinçli seçimlerimiz ve sosyal ilişkilerimiz de kim olduğumuzu şekillendiren önemli unsurlardır.

Bu nedenle bilinçaltını, yaşamımızdaki her şeyi açıklayan tek bir anahtar olarak görmek yerine; insan zihnini anlamaya yardımcı olan önemli parçalardan biri olarak değerlendirmek daha gerçekçi bir yaklaşımdır.

Bu yazıda;

bilinçaltının ne olduğunu,

bilinç ve bilinçaltı arasındaki farkları,

bilinçaltının nasıl oluştuğunu,

günlük yaşamımızı nasıl etkileyebileceğini,

bilinçaltıyla ilgili doğru bilinen yanlışları

ve bu konuda farkındalık geliştirmek için neler yapılabileceğini

kapsamlı bir şekilde inceleyeceğiz.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bilinçaltı kavramı psikoloji, nörobilim ve kişisel gelişim gibi farklı disiplinlerde farklı şekillerde ele alınabilir. Buradaki bilgiler tıbbi veya psikolojik tanı ve tedavi amacı taşımaz; gerektiğinde ilgili sağlık ve ruh sağlığı profesyonellerine başvurulmalıdır.

Bilinçaltı Nedir?

"Bilinçaltı" kelimesi günlük hayatta sıkça kullandığımız kavramlardan biri olsa da, herkes için aynı anlamı ifade etmeyebilir.

Kimileri bilinçaltını unutulmuş anılarımızın bulunduğu bir depo olarak düşünür.

Kimileri tüm davranışlarımızı yöneten görünmez bir güç olarak görür.

Bazıları ise bilinçaltını tamamen kişisel gelişim alanına ait bir kavram olarak değerlendirirken, bazıları psikoloji ve nörobilim perspektifinden ele alır.

Aslında bilinçaltı, tek bir disipline ait değildir.

Psikoloji, bilişsel bilimler, nörobilim ve kişisel gelişim alanlarında farklı bakış açılarıyla incelenen geniş bir kavramdır.

Bu nedenle bilinçaltı için herkes tarafından kabul edilmiş tek ve kesin bir tanım yapmak mümkün değildir.

Genel anlamıyla bilinçaltı; o anda bilinçli olarak farkında olmadığımız ancak düşüncelerimizi, duygularımızı, kararlarımızı ve davranışlarımızı etkileyebilen zihinsel süreçleri ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.

Başka bir ifadeyle;

Şu anda bu satırları okurken dikkatinizin büyük bölümü yazının üzerinde olabilir.

Fakat aynı anda nefes alıp vermeye devam ediyorsunuz.

Oturma pozisyonunuzu sürekli düşünmüyorsunuz.

Yürümeyi her adımda yeniden öğrenmiyorsunuz.

Konuşurken her kelimeyi tek tek nasıl oluşturacağınızı planlamıyorsunuz.

Çünkü zihnimiz birçok süreci otomatik olarak yürütür.

İşte bilinçaltı kavramı da, bu otomatik süreçlerin ve farkında olmadan işleyen zihinsel yapıların anlaşılmasına yardımcı olan kavramlardan biridir.

Elbette tüm otomatik süreçleri doğrudan "bilinçaltı" olarak adlandırmak doğru değildir.

İnsan zihni oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir.

Algı, dikkat, hafıza, öğrenme, duygu düzenleme, alışkanlıklar ve otomatik davranışlar gibi birçok sistem birlikte çalışır.

Bilinçaltı kavramı ise bu büyük yapının belirli yönlerini açıklamak için kullanılan modellerden biridir.

Bu nedenle bilinçaltını, her sorunun cevabı olan gizemli bir mekanizma gibi görmek yerine; insan zihnini anlamamıza yardımcı olan önemli bir bakış açısı olarak değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.

Bilinçaltı Kavramı Nasıl Ortaya Çıktı?

İnsan zihninin yalnızca bilinçli düşüncelerden oluşmadığı fikri aslında oldukça eskidir.

Felsefe tarihinde birçok düşünür, insanların farkında olmadan hareket ettiği süreçlerden söz etmiştir.

19. yüzyılın sonlarına doğru ise psikoloji alanındaki çalışmalarla birlikte bilinçaltı kavramı daha sistemli şekilde tartışılmaya başlanmıştır.

Özellikle Avusturyalı nörolog Sigmund Freud, bilinçdışı süreçlerin insan davranışları üzerindeki etkisini vurgulayan ilk isimlerden biri olarak bilinir.

Freud'a göre zihnimizin önemli bir bölümü bilinçli farkındalığımızın dışında çalışır ve bastırılmış duygu, düşünce ve deneyimler davranışlarımız üzerinde etkili olabilir.

Daha sonra farklı psikoloji ekolleri bu yaklaşımı geliştirmiş, eleştirmiş veya farklı şekillerde yorumlamıştır.

Bugün bilişsel psikoloji ve nörobilim alanlarında kullanılan açıklamalar, Freud'un ortaya koyduğu modelden birçok yönüyle farklıdır.

Modern bilim, insan davranışlarını açıklarken yalnızca bilinçaltına değil;

öğrenmeye,

hafızaya,

dikkat süreçlerine,

otomatik bilgi işlemeye,

karar verme mekanizmalarına,

çevresel etkilere,

biyolojik yapılara

birlikte bakmaktadır.

Bu nedenle günümüzde bilinçaltı, tek bir teoriye indirgenen bir kavram değildir.

Farklı disiplinlerin farklı bakış açıları bulunmaktadır.

Bilinç ve Bilinçaltı Arasındaki Fark Nedir?

Bilinç ve bilinçaltı çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan kavramlar olsa da aslında aynı şeyi ifade etmezler.

En basit anlatımla;

Bilinç, o anda farkında olduğumuz düşüncelerimizi, kararlarımızı ve deneyimlerimizi kapsar.

Şu anda bu yazıyı okuyor olmanız…

Bir fincan kahve içmeye karar vermeniz…

Bugün yapmanız gereken işleri planlamanız…

Bunların tamamı bilinçli süreçlere örnek olarak gösterilebilir.

Bilinçaltı ise farkında olmadan işleyen zihinsel süreçleri tanımlamak için kullanılan daha geniş bir kavramdır.

Örneğin;

Araba kullanmayı ilk öğrendiğiniz zamanı düşünün.

Debriyaja ne zaman basacağınızı…

Vitesi nasıl değiştireceğinizi…

Aynaları hangi sırayla kontrol edeceğinizi…

Sürekli düşünmeniz gerekiyordu.

Ancak yıllar sonra aynı işlemleri büyük ölçüde otomatik şekilde yapabilirsiniz.

Bu durum yalnızca araba kullanmak için geçerli değildir.

Bisiklete binmek…

Klavyede yazı yazmak…

İmza atmak…

Yürümek…

Hatta birçok sosyal davranışımız bile zaman içerisinde otomatikleşebilir.

İnsan beyni tekrar eden davranışları mümkün olduğunca otomatik hâle getirerek zihinsel yükü azaltmaya çalışır.

Bu sayede dikkatimizi yeni durumlara ayırabiliriz.

Dolayısıyla bilinç ve bilinçaltı birbirinden tamamen bağımsız iki ayrı sistem değildir.

Aksine sürekli etkileşim içinde çalışan süreçlerdir.

Bugün bilinçli olarak öğrendiğimiz birçok beceri zamanla otomatikleşebilir.

Benzer şekilde farkında olmadan sürdürdüğümüz bazı alışkanlıklarımız da bilinçli farkındalık geliştirdikçe değişebilir.

Bu karşılıklı etkileşim, insan zihninin öğrenme kapasitesinin en önemli özelliklerinden biridir.

Bilinçaltı Nasıl Oluşur?

Hiç kimse dünyaya hazır düşünce kalıplarıyla gelmez.

Yaşamın ilk günlerinden itibaren çevremizden aldığımız sayısız deneyim, zaman içinde zihnimizde çeşitli öğrenmeler oluşturur.

Ailemiz…

Bakım verenlerimiz…

Arkadaşlarımız…

Okul yaşantımız…

İçinde büyüdüğümüz kültür…

Başarılarımız…

Hayal kırıklıklarımız…

Karşılaştığımız insanlar…

İzlediğimiz örnekler…

Tüm bunlar yaşam boyunca öğrenme sürecimizin bir parçasıdır.

Elbette her yaşanan olay doğrudan bilinçaltına "kayıt olur" demek doğru değildir.

İnsan zihni, deneyimleri farklı şekillerde işler, anlamlandırır ve zaman içinde yeniden düzenler.

Ancak tekrar eden yaşantılar, güçlü duygusal deneyimler ve öğrenilen alışkanlıklar, düşünme ve davranış biçimlerimizi etkileyebilir.

Bu nedenle birçok uzman, bilinçaltını statik bir depo olarak değil; yaşam boyunca değişmeye devam eden dinamik bir öğrenme sistemi olarak değerlendirmektedir.

Çocukluk Deneyimleri

İlk yıllar, öğrenmenin en yoğun olduğu dönemlerden biridir.

Bu süreçte çocuklar yalnızca konuşmayı ya da yürümeyi öğrenmez.

Aynı zamanda;

insanlara nasıl güvenileceğini,

duyguların nasıl ifade edildiğini,

çatışmaların nasıl çözüldüğünü,

hata yapıldığında nasıl tepki verildiğini,

sevginin nasıl gösterildiğini

de gözlemleyerek öğrenir.

Bu öğrenmeler ilerleyen yaşamda bireyin bakış açısını etkileyen unsurlardan biri olabilir.

Ancak burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir:

Çocukluk deneyimleri önemlidir; fakat yetişkinlik dönemindeki tüm davranışlarımız yalnızca çocuklukla açıklanamaz.

İnsan yaşamı boyunca öğrenmeye, değişmeye ve yeni deneyimler kazanmaya devam eder.

Dolayısıyla geçmişimiz bizi etkileyebilir; ancak geleceğimizi tek başına belirlemez.

Tekrar Eden Alışkanlıklar

Beynimiz tekrarları sever.

Bir davranışı ne kadar sık tekrar edersek, zamanla o davranışı gerçekleştirmek için o kadar az bilinçli çaba harcarız.

Sabah diş fırçalamak…

Telefonu cebimizin aynı yerine koymak…

Belirli bir yoldan işe gitmek…

Bunların çoğunu düşünmeden yaparız.

Düşünce kalıpları için de benzer bir durum söz konusu olabilir.

Kendimize sürekli aynı şekilde konuşuyorsak, belirli olaylara benzer tepkiler veriyorsak veya aynı davranış biçimlerini tekrar ediyorsak, bunlar zamanla otomatikleşebilir.

Bu nedenle farkındalık geliştirmek, yalnızca yeni bilgiler öğrenmek değil; otomatikleşmiş düşünce ve davranışlarımızı da zaman zaman gözden geçirebilmektir.

Duygusal Deneyimler

Hayatımız boyunca yaşadığımız her deneyim bizde aynı etkiyi bırakmaz.

Bazı anılar zamanla silikleşirken, bazıları yıllar sonra bile ilk günkü kadar canlı hatırlanabilir.

Bunun nedenlerinden biri, duyguların öğrenme süreçlerinde önemli bir rol oynamasıdır.

Sevinç…

Üzüntü…

Heyecan…

Korku…

Gurur…

Hayal kırıklığı…

Bu duygular eşliğinde yaşanan deneyimler, çoğu zaman zihnimizde daha güçlü izler bırakabilir.

Örneğin çocukken köpek tarafından kovalanan bir kişi, yetişkinlikte tüm köpeklerden çekinebilir.

Başka biri ise çocukluğunda sürekli desteklendiği için yeni deneyimlere daha rahat yaklaşabilir.

Elbette bu örnekler herkes için aynı şekilde geçerli değildir.

İnsanlar benzer olayları farklı biçimlerde deneyimleyebilir.

Çünkü yaşanan olay kadar, kişinin o olayı nasıl anlamlandırdığı da önemlidir.

Bu nedenle bilinçaltını yalnızca yaşanan olayların saklandığı bir alan olarak görmek yerine; deneyimlerin zaman içinde nasıl işlendiğini etkileyen zihinsel süreçlerden biri olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Bilinçaltı Günlük Hayatımızı Nasıl Etkiler?

Çoğu zaman bilinçaltı denildiğinde akla yalnızca çocukluk anıları veya geçmiş yaşantılar gelir.

Oysa bilinçaltıyla ilişkilendirilen süreçler, günlük yaşamın pek çok alanında karşımıza çıkabilir.

Sabah uyandığımız andan gece uyuyana kadar verdiğimiz yüzlerce kararın önemli bir kısmı otomatikleşmiş alışkanlıklardan etkilenir.

Bu durum yalnızca bireysel alışkanlıklar için değil, düşünme biçimimiz ve olayları yorumlama şeklimiz için de geçerli olabilir.

Elbette insan davranışlarını yalnızca bilinçaltıyla açıklamak mümkün değildir.

Ancak farkında olmadan geliştirdiğimiz birçok alışkanlık ve öğrenme biçimi, yaşamımızın farklı alanlarında etkisini gösterebilir.

Şimdi bunlara biraz daha yakından bakalım.

Kararlarımızı Etkileyebilir

Her gün yüzlerce küçük karar veririz.

Ne giyeceğiz?

Hangi yolu kullanacağız?

Kahve mi içeceğiz, çay mı?

Telefonumuza gelen bildirime hemen mi bakacağız?

Bu kararların tamamını uzun uzun düşünmeyiz.

Çünkü beynimiz, daha önce işe yaradığını düşündüğü davranışları tekrar etmeye eğilimlidir.

Bu durum zihinsel enerjiyi korumaya yardımcı olur.

Ancak bazen aynı otomatik karar mekanizması, artık bize hizmet etmeyen alışkanlıkların da sürmesine neden olabilir.

İşte bu yüzden zaman zaman durup kendimize şu soruyu sormak faydalı olabilir:

"Bu kararı gerçekten ben mi veriyorum, yoksa alışkanlıklarım mı?"

Bu soru bile tek başına önemli bir farkındalık başlangıcı olabilir.

İlişkilerimizi Etkileyebilir

İnsan ilişkileri yalnızca karşı tarafın davranışlarından oluşmaz.

Her ilişkiye kendi yaşam deneyimlerimizi, beklentilerimizi, iletişim tarzımızı ve geçmiş öğrenmelerimizi de taşırız.

Örneğin;

Bir kişi eleştiriyi gelişim fırsatı olarak görebilir.

Bir başkası aynı cümleyi reddedilmek olarak algılayabilir.

Bir kişi kolayca güvenebilir.

Bir diğeri güvenmekte uzun süre zorlanabilir.

Bu farklılıkların tek nedeni bilinçaltı değildir.

Ancak geçmiş deneyimlerimizin, ilişkilere yaklaşım biçimimizi etkileyebildiği birçok psikolojik çalışmada da ele alınmaktadır.

Bu nedenle ilişkilerde yaşanan her zorluğu yalnızca karşı taraf üzerinden değerlendirmek yerine, kendi bakış açımızı da zaman zaman gözden geçirmek değerli olabilir.

Alışkanlıklarımızı Etkileyebilir

Bir alışkanlığı değiştirmek neden bazen bu kadar zor gelir?

Çünkü alışkanlıklar yalnızca irade gücüyle ilgili değildir.

Tekrar edilen davranışlar zamanla otomatikleşir.

Sabah telefonu elimize almak…

Stresli olduğumuzda tatlı yemek…

Boş kaldığımızda sosyal medyaya yönelmek…

Kendimizi eleştiren iç konuşmalar yapmak…

Bunların bazıları zaman içinde düşünmeden gerçekleştirdiğimiz davranışlara dönüşebilir.

İyi haber ise şudur:

Beynimiz yaşam boyunca öğrenmeye devam eder.

Bu nedenle alışkanlıklar da zaman içinde değişebilir.

Ancak bu değişim çoğu zaman tek bir karar vermekle değil; tekrar, farkındalık ve sabırlı bir süreçle gerçekleşir.

Kendimiz Hakkındaki İnançlarımızı Etkileyebilir

Hepimizin kendimiz hakkında çeşitli düşünceleri vardır.

"Ben insanlarla kolay iletişim kuramam."

"Ben zaten matematikte başarılı olamam."

"Yeni şeyler öğrenmek bana göre değil."

"Ben değişemem."

Bu tür cümleler bazen uzun yıllar boyunca sorgulanmadan tekrar edilebilir.

Oysa bu düşünceler, değişmez gerçekler olmak zorunda değildir.

Bir kısmı geçmiş deneyimlerimizin sonucu olabilir.

Bir kısmı çevremizden duyduğumuz ifadeler olabilir.

Bir kısmı ise yalnızca yıllardır tekrar ettiğimiz düşünceler hâline gelmiş olabilir.

Kendimize yönelttiğimiz sorular değiştikçe, bu düşünceleri değerlendirme biçimimiz de değişebilir.

Bu nedenle kişisel gelişim çalışmalarında sıkça vurgulanan konulardan biri, kişinin kendi iç konuşmalarını fark edebilmesidir.

Yeni Deneyimlere Yaklaşımımızı Etkileyebilir

Bazı insanlar yeni deneyimlere büyük bir merakla yaklaşırken, bazıları daha temkinli davranabilir.

Kimileri hata yapmayı öğrenmenin doğal bir parçası olarak görür.

Kimileri ise hata yapmaktan kaçınmak için yeni adımlar atmaktan çekinebilir.

Bu farklılıkların nedeni tek başına bilinçaltı değildir.

Kişilik özellikleri, yaşam deneyimleri, eğitim, çevresel faktörler ve birçok başka etken de bu süreçte rol oynar.

Ancak geçmişte yaşanan deneyimlerin, yeni durumlara yaklaşım biçimimizi etkileyebileceği de göz ardı edilmemelidir.

Bu nedenle zaman zaman kendimize şu soruyu sormak faydalı olabilir:

"Bugün verdiğim tepki, gerçekten şu ana mı ait; yoksa geçmişte öğrendiğim bir yaklaşımın devamı mı?"

Bu tür sorular, kişinin kendi düşünce süreçlerini daha yakından gözlemlemesine yardımcı olabilir.

Bilinçaltı Kalıpları Nedir?

Hayatımız boyunca tekrar ettiğimiz bazı düşünce, duygu ve davranış biçimleri zamanla belirli kalıplar oluşturabilir.

Bu kalıplar, günlük yaşamda olayları yorumlama biçimimizi etkileyebilir.

Örneğin aynı durum karşısında iki kişinin tamamen farklı tepkiler vermesi oldukça doğaldır.

Bir kişi yeni bir işe başlarken heyecan hissedebilir.

Başka biri ise yoğun kaygı yaşayabilir.

Bir kişi hata yaptığında bunu öğrenme fırsatı olarak görebilir.

Bir diğeri ise bunu kişisel bir başarısızlık olarak değerlendirebilir.

Bu farklılıkların oluşmasında;

yaşam deneyimleri,

öğrenilen davranışlar,

çevresel etkiler,

kişilik özellikleri,

bireysel farklılıklar

birlikte rol oynar.

Kişisel gelişim alanında bu tekrar eden düşünce ve davranış örüntülerine sıklıkla "bilinçaltı kalıpları" adı verilir.

Bu kalıplar her zaman olumsuz değildir.

Aslında yaşamımızı kolaylaştıran birçok alışkanlık da birer zihinsel kalıptır.

Her sabah diş fırçalamak…

İnsanlara teşekkür etmek…

Yeni bilgiler öğrenmekten keyif almak…

Spor yapmayı yaşamın doğal bir parçası hâline getirmek…

Bunların tamamı olumlu otomatikleşmiş davranış örnekleri olabilir.

Dolayısıyla amaç tüm kalıpları değiştirmek değildir.

Önemli olan, artık bize hizmet etmeyen düşünce ve davranış biçimlerini fark edebilmek ve gerektiğinde onları yeniden değerlendirebilmektir.

Bilinçaltı Kalıpları Her Zaman Olumsuz mudur?

Hayır.

Bu, bilinçaltıyla ilgili en yaygın yanlış anlamalardan biridir.

İnsanlar çoğu zaman bilinçaltını yalnızca travmaların, korkuların veya olumsuz inançların bulunduğu bir alan gibi düşünür.

Oysa günlük yaşamımızı kolaylaştıran sayısız olumlu öğrenme de bu otomatik süreçlerin bir parçasıdır.

Örneğin;

empati kurabilmek,

güven ilişkisi geliştirebilmek,

düzenli çalışabilmek,

sorumluluk alabilmek,

yeni beceriler öğrenebilmek,

zor durumlarda sakin kalabilmek

gibi birçok olumlu davranış da zaman içinde öğrenilir ve doğal hâle gelir.

Bu nedenle bilinçaltını "düzeltilmesi gereken sorunların bulunduğu bir yer" olarak görmek yerine, yaşam boyunca şekillenen ve gelişmeye devam eden dinamik bir öğrenme sistemi olarak değerlendirmek daha gerçekçi olacaktır.

Bilinçaltındaki İnançlar Değişebilir mi?

İnsanlar bilinçaltıyla ilgili araştırma yapmaya başladıklarında en sık karşılaştıkları sorulardan biri şudur:

"Bilinçaltı değişebilir mi?"

Bu soruya tek kelimelik "evet" ya da "hayır" cevabı vermek doğru olmaz.

Çünkü burada önce "değişmek" ile neyi kastettiğimizi anlamamız gerekir.

Eğer soru;

"İnsanlar yaşamları boyunca aynı düşünce, duygu ve davranış biçimleriyle mi yaşar?"

ise, bunun cevabı büyük ölçüde hayırdır.

İnsan, öğrenmeye açık bir canlıdır.

Yeni bilgiler öğrenebilir.

Yeni beceriler geliştirebilir.

Eski alışkanlıklarını değiştirebilir.

Yeni bakış açıları kazanabilir.

Hayatındaki önemli deneyimler düşünme biçimini etkileyebilir.

Bu nedenle insan zihni yaşam boyunca gelişmeye devam eder.

Bugün sahip olduğumuz bakış açısının önemli bir bölümü, on yıl önce sahip olduğumuz bakış açısından farklı olabilir.

Bu değişim bazen çok belirgin olur.

Bazen ise yıllar içerisinde yavaş yavaş gerçekleşir.

Beynimiz Yaşam Boyu Öğrenmeye Devam Eder

Geçmişte uzun yıllar boyunca beynin çocukluk döneminden sonra büyük ölçüde değişmediği düşünülüyordu.

Ancak günümüzde nörobilim alanındaki araştırmalar, beynin yaşam boyunca öğrenmeye ve yeni bağlantılar oluşturmaya devam edebildiğini göstermektedir.

Bu özelliğe nöroplastisite adı verilir.

Nöroplastisite, beynin yeni deneyimler, öğrenmeler ve tekrarlar doğrultusunda işleyişini uyarlayabilme kapasitesini ifade eder.

Bu, her düşüncenin kolayca değişeceği anlamına gelmez.

Ancak öğrenmenin yalnızca çocukluk dönemine özgü olmadığını gösteren önemli bir bilimsel yaklaşımdır.

Örneğin;

Yeni bir dil öğrenebiliriz.

Daha önce hiç çalmadığımız bir müzik aletini öğrenebiliriz.

Yeni alışkanlıklar geliştirebiliriz.

Düzenli egzersiz yapmayı yaşamımızın doğal bir parçası hâline getirebiliriz.

İletişim becerilerimizi geliştirebiliriz.

Bunların tamamı beynimizin öğrenme kapasitesinin devam ettiğini gösteren örneklerdir.

Dolayısıyla "Ben artık değişemem." düşüncesi, çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz.

Değişim Genellikle Bir Süreçtir

Bugünün hızlı tüketim kültürü bize çoğu zaman her şeyin çok kısa sürede gerçekleşebileceğini düşündürüyor.

"Hayatını bir günde değiştir."

"Beş dakikada özgüven kazan."

"Tek adımda tüm korkularından kurtul."

Bu tür ifadeler kulağa umut verici gelse de, insan davranışları genellikle bundan daha karmaşık süreçlerle şekillenir.

Çünkü yıllar içinde oluşmuş düşünce ve davranış örüntülerinin değişmesi çoğu zaman zaman, tekrar ve deneyim gerektirir.

Yeni bir alışkanlık geliştirmek de buna benzer.

İlk günlerde bilinçli çaba gerekir.

Zamanla tekrar arttıkça davranış daha doğal hâle gelmeye başlar.

Bu nedenle kişisel gelişim sürecinde sabır önemli bir unsurdur.

Küçük ama sürdürülebilir adımlar, çoğu zaman kısa sürede yapılan büyük değişim girişimlerinden daha kalıcı olabilir.

Farkındalık Değişimin İlk Adımıdır

Bir davranışı değiştirmeye çalışmadan önce onu fark edebilmek gerekir.

Çünkü fark etmediğimiz bir alışkanlığı değiştirmemiz oldukça zordur.

Örneğin;

Sürekli kendimizi eleştiriyor olabiliriz.

Hayır demekte zorlanıyor olabiliriz.

Başarısız olmaktan çekindiğimiz için yeni fırsatlardan uzak duruyor olabiliriz.

Aynı ilişki döngülerini tekrar ediyor olabiliriz.

Bu davranışları ilk kez fark etmek bile önemli bir başlangıçtır.

Kişisel gelişim çalışmalarında sıkça kullanılan "farkındalık" kavramının temelinde de bu yaklaşım bulunur.

Fark etmek…

Gözlemlemek…

Anlamlandırmak…

Ve ardından bilinçli seçimler yapabilmek.

Değişim çoğu zaman tam da burada başlar.

Bilinçli Seçimler de En Az Bilinçaltı Kadar Önemlidir

Bilinçaltıyla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biri şudur:

"Hayatımı tamamen bilinçaltım yönetiyor."

Bu doğru bir yaklaşım değildir.

İnsan davranışları;

biyolojik özelliklerden,

kişilik yapısından,

sosyal çevreden,

kültürden,

eğitimden,

mevcut yaşam koşullarından,

bilinçli tercihlerden,

geçmiş deneyimlerden

birlikte etkilenir.

Dolayısıyla bilinçaltı önemli olsa da, insanın karar verme süreçlerini açıklayan tek unsur değildir.

Her gün yaptığımız bilinçli seçimler de yaşamımızın yönünü belirleyen önemli etkenlerdir.

Bu bakış açısı aynı zamanda kişisel sorumluluğu da destekler.

Geçmişimiz bizi etkileyebilir.

Ancak geleceğimizi şekillendiren yalnızca geçmişimiz değildir.

Bugün attığımız adımlar da yarınımızı etkiler.

Bilinçaltı Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Bilinçaltı son yıllarda oldukça popüler bir kavram hâline geldi.

Ancak popülerlik arttıkça bazı yanlış inanışlar da yaygınlaştı.

Şimdi bunlardan en sık karşılaşılanlara birlikte bakalım.

"Bilinçaltı Hayatımızdaki Her Şeyi Yönetir."

Hayır.

İnsan davranışlarını yalnızca bilinçaltıyla açıklamak mümkün değildir.

Kararlarımız;

genetik özelliklerimiz,

içinde bulunduğumuz çevre,

eğitimimiz,

kişilik özelliklerimiz,

sağlık durumumuz,

yaşam deneyimlerimiz,

bilinçli tercihlerimiz

gibi birçok faktörden birlikte etkilenir.

Bilinçaltı bu büyük yapının yalnızca bir parçasıdır.

"Çocuklukta Yaşanan Her Şey Hayatımızı Belirler."

Çocukluk yılları elbette gelişim açısından oldukça önemlidir.

Ancak yetişkinlik dönemindeki tüm davranışlarımızı yalnızca çocukluk deneyimleriyle açıklamak doğru değildir.

İnsan yaşam boyunca öğrenmeye devam eder.

Yeni ilişkiler kurar.

Yeni deneyimler yaşar.

Yeni beceriler geliştirir.

Dolayısıyla geçmiş önemlidir; ancak kader değildir.

"Bilinçaltında Sadece Olumsuz İnançlar Bulunur."

Hayır.

Günlük yaşamımızı kolaylaştıran birçok olumlu alışkanlık da otomatikleşmiş öğrenmelerin sonucudur.

Empati kurabilmek…

Sorumluluk almak…

Düzenli çalışmak…

İnsanlara güvenebilmek…

Yeni beceriler öğrenmek…

Bunların tamamı olumlu zihinsel örüntülere örnek olabilir.

Dolayısıyla bilinçaltı yalnızca "temizlenmesi gereken olumsuz kayıtların bulunduğu bir alan" değildir.

"İnsan Bir Günde Tamamen Değişebilir."

Bazı yaşam olayları insanlarda güçlü dönüşümler başlatabilir.

Ancak kalıcı davranış değişiklikleri çoğu zaman süreç gerektirir.

Yeni alışkanlıkların gelişmesi…

Yeni düşünme biçimlerinin yerleşmesi…

Yeni becerilerin doğal hâle gelmesi…

Tekrara ve zamana ihtiyaç duyar.

Bu nedenle değişimi tek bir ana indirgemek yerine, devam eden bir öğrenme yolculuğu olarak görmek daha gerçekçi olacaktır.

"Bilinçaltı Gizemli ve Açıklanamaz Bir Güçtür."

Bilinçaltı zaman zaman mistik bir kavram gibi sunulabilmektedir.

Oysa psikoloji ve nörobilim alanlarında insan zihninin bilinçli farkındalığın dışında işleyen birçok süreç uzun yıllardır araştırılmaktadır.

Her ne kadar bilinçaltı kavramının farklı disiplinlerde farklı tanımları bulunsa da, bu alan tamamen gizemli veya açıklanamaz değildir.

İnsan zihni hâlâ keşfedilmeye devam eden son derece karmaşık bir yapıdır.

Bilinçaltı da bu yapıyı anlamaya yardımcı olan önemli kavramlardan biridir.

Bilinçaltını Daha Yakından Tanımak İçin Neler Yapılabilir?

Bilinçaltını anlamak, zihnimizin her ayrıntısını kontrol etmek anlamına gelmez.

Aslında amaç; kendimizi daha yakından tanımak, otomatikleşmiş düşünce ve davranışlarımızı fark etmek ve gerektiğinde daha bilinçli seçimler yapabilmektir.

Bunun tek bir doğru yolu yoktur.

Her bireyin yaşam deneyimi, ihtiyaçları ve öğrenme biçimi farklıdır.

Ancak kendini tanıma yolculuğunda birçok kişinin faydalı bulduğu bazı yaklaşımlar bulunmaktadır.

Kendinizi Gözlemlemeyi Alışkanlık Hâline Getirin

Gün içinde verdiğimiz birçok tepki o kadar hızlı gerçekleşir ki, neden öyle davrandığımızı çoğu zaman fark etmeyiz.

Örneğin;

Bir eleştiri duyduğunuzda ilk tepkiniz ne oluyor?

Yeni bir fırsatla karşılaştığınızda heyecan mı hissediyorsunuz, yoksa geri mi çekiliyorsunuz?

Zorlandığınızda yardım istemek size kolay mı geliyor?

Bu tür soruların kesin doğru cevapları yoktur.

Ancak bu soruları zaman zaman kendimize yöneltmek, düşünce ve davranışlarımızı daha yakından tanımamıza yardımcı olabilir.

Kendimizi gözlemlemek, değişimin ilk adımlarından biridir.

Günlük Tutmak

Yazmak, düşüncelerimizi daha görünür hâle getirebilir.

Gün içinde yaşadığımız olayları, hissettiklerimizi ve verdiğimiz tepkileri not almak; zamanla tekrar eden örüntüleri fark etmemizi kolaylaştırabilir.

Örneğin aynı durum karşısında benzer duygular yaşadığınızı veya belirli olayların sizde sürekli aynı düşünceleri tetiklediğini görebilirsiniz.

Bu farkındalık, kendinizi daha yakından tanımanıza katkı sağlayabilir.

Burada amaç kusur aramak değil, kendinizi merakla gözlemlemektir.

Yeni Deneyimlere Açık Olmak

Bazen yıllardır doğru olduğuna inandığımız düşünceler, yeni bir deneyim sayesinde değişebilir.

Yeni bir eğitim…

Yeni bir kitap…

Farklı bakış açılarına sahip insanlarla yapılan sohbetler…

Yeni hobiler…

Farklı kültürlerle tanışmak…

Bunların her biri zihnimize yeni öğrenmeler kazandırabilir.

İnsan zihni, yeni deneyimlerle beslenmeye devam eder.

Bu nedenle gelişim çoğu zaman konfor alanımızın biraz dışına çıktığımızda başlar.

Farkındalık ve Meditasyon Çalışmaları

Son yıllarda farkındalık (mindfulness) uygulamaları üzerine yapılan birçok araştırma, kişinin dikkatini içinde bulunduğu ana yöneltmesinin stres yönetimi ve duygu farkındalığı açısından destekleyici olabileceğini göstermektedir.

Meditasyon, nefes egzersizleri veya farkındalık çalışmaları herkes için aynı deneyimi sunmaz.

Ancak bazı kişiler için düşüncelerini gözlemlemeyi öğrenmek ve otomatik tepkilerini fark etmek adına faydalı araçlar olabilir.

Burada önemli olan, kişiye uygun yöntemi bulabilmektir.

Güvenli Paylaşım Alanları Oluşturmak

İnsan bazen kendini en iyi, yargılanmadan dinlendiğinde tanıyabilir.

Düşüncelerimizi yüksek sesle ifade etmek…

Farklı bakış açılarını dinlemek…

Kendimizi savunma ihtiyacı hissetmeden konuşabilmek…

İç dünyamızı anlamamıza yardımcı olabilir.

Bu nedenle paylaşım çemberleri, grup çalışmaları veya güven temelli iletişim ortamları birçok kişi için değerli deneyimler sunabilir.

Bazen tek bir cümle, uzun zamandır fark etmediğimiz bir düşünce kalıbını görünür hâle getirebilir.

Gerektiğinde Profesyonel Destek Almak

Hayatın bazı dönemlerinde tek başımıza ilerlemek zor olabilir.

Yoğun kaygı, travmatik yaşantılar, depresyon belirtileri veya günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen psikolojik zorlanmalar söz konusu olduğunda, ruh sağlığı alanında çalışan yetkin profesyonellerden destek almak önemlidir.

Kişisel gelişim çalışmaları ile psikolojik destek farklı amaçlara hizmet edebilir.

Bu nedenle ihtiyaç duyulan durumda uygun uzmanlık alanına yönelmek en sağlıklı yaklaşım olacaktır.

Bilinçaltı ile İlgili Çalışmalar Nelerdir?

Bilinçaltı kavramı, farklı disiplinlerde farklı yöntemlerle ele alınmaktadır.

Psikoloji, psikoterapi, bilişsel davranışçı yaklaşımlar, mindfulness uygulamaları, meditasyon, kişisel gelişim çalışmaları ve çeşitli eğitim modelleri bunlardan bazılarıdır.

Her yöntemin dayandığı kuramsal çerçeve, uygulama biçimi ve amacı farklıdır.

Bu nedenle tek bir yöntemin herkes için en doğru yaklaşım olduğunu söylemek mümkün değildir.

Önemli olan, kişinin ihtiyaçlarına, beklentilerine ve yaşam koşullarına uygun yöntemi bilinçli şekilde değerlendirebilmesidir.

Bilinçaltı Kapısı'nda sunulan çalışmalar da, kişilerin kendilerini daha yakından tanımalarına ve farkındalık yolculuklarına eşlik etmeyi amaçlayan uygulamalardan oluşmaktadır.

Örneğin;

ThetaHealing

ThetaHealing, kişinin yaşamındaki düşünce ve inanç kalıplarını fark etmeye yönelik yaklaşımlardan biri olarak kullanılan kişisel gelişim yöntemidir.

ThetaHealing Nedir? →

Power Codes

Power Codes, kişinin farklı yaşam alanlarında farkındalık geliştirmeyi amaçlayan enerji çalışmaları arasında yer alır.

Power Codes Nedir? →

Sun Codes

Sun Codes, Power Codes yaklaşımının ileri seviye çalışmalarından biridir.

Sun Codes Nedir? →

Kendini Keşfet

Bazen en doğru başlangıç, kendimize doğru soruları sormaktır.

"Kendini Keşfet" değerlendirme çalışması, kişinin yaşamındaki öne çıkan alanları fark etmesine yardımcı olmayı amaçlar.

Kendini Keşfet →

Paylaşım Çemberleri

Kendimizi yalnızca düşünerek değil, bazen paylaşarak da tanıyabiliriz.

Yargısız iletişim ortamları ve paylaşım çemberleri, farklı bakış açılarını duymaya ve kendimizi daha yakından gözlemlemeye alan açabilir.

Grup Çalışmaları →

Sonuç

Bilinçaltı, insan zihnini anlamaya yardımcı olan önemli kavramlardan biridir.

Ancak onu, yaşamımızdaki her şeyi tek başına açıklayan gizemli bir güç olarak görmek de; tamamen önemsiz bir kavram olarak değerlendirmek de gerçeği tam olarak yansıtmaz.

İnsan davranışları; biyolojik özelliklerimizden yaşam deneyimlerimize, içinde bulunduğumuz çevreden bilinçli seçimlerimize kadar birçok etkenin birlikte şekillendirdiği karmaşık bir yapıya sahiptir.

Bilinçaltı da bu büyük yapının önemli parçalarından biridir.

Kendimizi daha yakından tanımaya başladıkça;

otomatikleşmiş alışkanlıklarımızı,

tekrar eden düşünce kalıplarımızı,

olaylara verdiğimiz tepkileri,

güçlü yönlerimizi,

gelişmek istediğimiz alanları

daha net görebiliriz.

Belki de kişisel gelişimin en değerli tarafı budur.

Kendimizi değiştirmeye çalışmadan önce, kendimizi gerçekten tanımaya başlamamız.

Çünkü farkındalık, çoğu zaman dönüşümün ilk adımıdır.

Ve her yolculuk gibi, kendini tanıma yolculuğu da tek bir doğru rotadan değil; küçük ama bilinçli adımlardan oluşur.

Sıkça Sorulan Sorular

Bilinçaltı tam olarak nedir?

Bilinçaltı, o anda bilinçli olarak farkında olmadığımız ancak düşüncelerimizi, duygularımızı, kararlarımızı ve davranışlarımızı etkileyebilen zihinsel süreçleri ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.

Bilinç ile bilinçaltı arasındaki fark nedir?

Bilinç, o anda farkında olduğumuz düşünce, karar ve deneyimleri kapsar. Bilinçaltı ise farkında olmadan işleyen otomatik öğrenmeler ve zihinsel süreçlerle ilişkilendirilir. Bu süreçler birbirinden tamamen bağımsız değildir.

Bilinçaltı doğuştan mı gelir, sonradan mı oluşur?

İnsan zihni doğuştan bazı biyolojik özelliklere sahip olsa da düşünce ve davranış örüntüleri yaşam boyunca deneyimler, öğrenmeler, çevre ve tekrarlarla şekillenir. Bu nedenle bilinçaltını yalnızca doğuştan gelen ya da yalnızca sonradan oluşan bir yapı olarak değerlendirmek doğru olmaz.

Çocukluk deneyimleri bilinçaltını etkiler mi?

Çocukluk yılları öğrenmenin yoğun olduğu dönemlerden biridir ve bu dönemdeki deneyimler sonraki bakış açımızı etkileyebilir. Ancak yetişkinlikteki bütün davranışlarımız yalnızca çocuklukla açıklanamaz; insan yaşam boyunca öğrenmeye ve değişmeye devam eder.

Bilinçaltı değişebilir mi?

İnsan yeni bilgiler öğrenebilir, alışkanlıklarını gözden geçirebilir ve farklı bakış açıları geliştirebilir. Değişim çoğu zaman tek bir anda değil; farkındalık, tekrar, deneyim ve zamanla ilerleyen kişiye özgü bir süreçtir.

Bilinçaltı hayatımızdaki tüm kararları yönetir mi?

Hayır. Kararlarımız biyolojik özellikler, çevre, eğitim, kişilik, sağlık, yaşam koşulları, geçmiş deneyimler ve bilinçli tercihler dâhil birçok etkenden birlikte şekillenir. Bilinçaltı bu geniş yapının yalnızca bir parçasıdır.

Bilinçaltı neden önemlidir?

Bilinçaltı kavramı, farkında olmadan sürdürdüğümüz bazı alışkanlıkları, düşünce örüntülerini ve otomatik tepkileri anlamamıza yardımcı olabilir. Bu farkındalık daha bilinçli seçimler yapabilmek için bir başlangıç sağlayabilir.

Bilinçaltı ile alışkanlıklar arasında nasıl bir ilişki vardır?

Tekrar edilen davranışlar zamanla daha az bilinçli çabayla gerçekleştirilen alışkanlıklara dönüşebilir. Bu otomatikleşme günlük yaşamı kolaylaştırabilir; ancak artık bize hizmet etmeyen alışkanlıkları fark etmek ve yeniden değerlendirmek de mümkün olabilir.

Bilinçaltı yalnızca olumsuz düşüncelerden mi oluşur?

Hayır. Empati kurmak, sorumluluk almak, düzenli çalışmak ve yeni beceriler öğrenmek gibi yaşamı kolaylaştıran olumlu örüntüler de zaman içinde otomatikleşebilir.

Bilinçaltındaki inançlar nasıl oluşur?

İnançlarımız yaşam deneyimleri, tekrar eden mesajlar, ilişkiler, kültür, eğitim ve olaylara verdiğimiz anlamlarla zaman içinde şekillenebilir. Her bireyin deneyimi ve anlamlandırma biçimi farklı olduğu için aynı olay herkeste aynı sonucu oluşturmaz.

Bilinçaltını tanımak için neler yapılabilir?

Kendinizi merakla gözlemlemek, günlük tutmak, otomatik tepkilerinizi fark etmek, yeni deneyimlere açık olmak ve farkındalık çalışmaları yapmak destekleyici olabilir. Yoğun psikolojik zorlanmalarda yetkin bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmak önemlidir.

Bilinçaltı ile ilgili hangi çalışmalar vardır?

Psikoloji, psikoterapi, bilişsel davranışçı yaklaşımlar, mindfulness, meditasyon ve farklı kişisel gelişim uygulamaları bu konuyu farklı çerçevelerden ele alabilir. Her yöntemin amacı ve dayandığı yaklaşım farklıdır.

Bilinçaltını tamamen kontrol etmek mümkün müdür?

Zihnimizin her sürecini tamamen kontrol etmek gerçekçi bir beklenti değildir. Amaç daha çok otomatikleşmiş tepkileri fark edebilmek, onları anlamlandırmak ve mümkün olduğunda bilinçli seçimlere alan açmaktır.

Bilinçaltı ile ilgili çalışmalar herkeste aynı sonucu verir mi?

Hayır. Her bireyin yaşam deneyimi, ihtiyacı, beklentisi ve öğrenme biçimi farklıdır. Bu nedenle aynı çalışma farklı kişilerde farklı deneyimler oluşturabilir ve belirli bir sonuç garanti edilemez.

Bilinçaltını anlamak kişisel gelişim açısından neden önemlidir?

Kendi alışkanlıklarımızı, iç konuşmalarımızı ve tekrar eden tepkilerimizi fark etmek kendimizi daha yakından tanımamıza katkı sağlayabilir. Bu anlayış, kişiyi yargılamak yerine daha bilinçli ve gerçekçi seçimler yapabilmek için alan açabilir.

Kendini daha yakından tanımaya nereden başlayacağını merak ediyor musun?

Yaşamında şu anda öne çıkan alanları fark etmek için Kendini Keşfet çalışmasını inceleyebilir veya sana uygun çalışmalar hakkında bilgi almak için benimle iletişime geçebilirsin.